top of page

COVID 19 Salgını Sebebiyle İş Yeri Kiralarına Yönelik Yeni Düzenleme ve Bu Düzenlemenin Hukuka Uygun


Ülkemizde etkilerini sosyal hayatta ve buna bağlı olarak kanunlarda da göstermeye devam eden yeni koronavirüs salgınının olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik bazı maddeler yerini 25 Mart 2020 tarihinde kabul edilen 7226 Nolu Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda da sanatkar, esnaf ve iş yeri sahiplerinin yaşadığı gelir kaybından doğan sıkıntıları önleme amaçlı olarak aldı.


Bu Kanunun 2. geçici maddesine göre 1 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmayacak. Ancak bu yeni düzenlemeyle taşınmazını iş yeri olarak kiraya vermiş malikler mülkiyetten doğan haklarını kullanamadığı düşüncesine kapılabilir.


Genel olarak yasalara ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na bakılarak mülkiyet hakkının sınırları çizilebilir. Mülkiyet hakkı, bir ayni haktır. Bu şu anlama gelir; bir malın sahibi, yani malik, mülkiyetten doğan hakkını herkese karşı ileri sürebilir. Bu hak sınırlandırılamaz. Malik, malı üzerinde her türlü tasarruf yetkisine sahiptir. Malı kimsenin rızasına ihtiyaç duymadan kiralayabilir, satabilir, yok edebilir. Peki bu kadar geniş yetkilere sahip olan malik nasıl kira bedelini ödemeyen kiracısını tahliye edemez?

Bu sorunun cevabına da Türk Borçlar Kanunu ve Anayasamızdan ulaşıyoruz. Kira sözleşmelerini düzenleyen Borçlar Kanunu hükümlerine bakıldığında, malik karşısında güçsüz durumda olan kiracının menfaati ön plandadır. Ancak kira bedelini ödemek bir kiracının malike karşı asli sorumluluğu olup, ödenmemesi durumunda malik kiracını taşınmazdan tahliye etme, kira sözleşmesini feshetme ve ödenmemiş kira bedelleri için icra takibi başlatma hakkına sahiptir. Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz günlük süre verilir. Bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Süre içinde kira borcunu ifa etmeyen veya takibe itiraz etmeyen kiracı için tahliye ve sözleşme fesih süreci başlamış olur. Peki kanunla sabit bu hakkın yukarıda bahsi geçen geçici kanun maddesine göre belirlenmiş tarihlerde malikin elinden alınmasının dayanağı nedir?

Anayasamızın 35. maddesine göre herkes mülkiyet halkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı aracıyla ve kanunla sınırlandırılabilir. Yani mülkiyet hakkı ancak kanunla öngörülüyorsa, meşru amaçlara uygunsa ve sınırlandırma adilse sınırlandırılabilecektir. Olağanüstü hal sayılacak bir durumda olan ülkemizin ekonomisinin gücünü koruması amacıyla sınırlandırılması günümüz şartları altında gayet doğal sayılacaktır. Bu düzenleme genel olarak kamunun üstün yararına yönelik görüşleriyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla da örtüşmektedir.

82 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page